![]() |
1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1971 Bursa doğumluyum. 11 yıllık evliyim ve 2 çocuğum var. 4 yıldır kendi çapımda turizm ile uğraşmaya çalışıyorum. Zaten bundan sonrasını sanırım kısa süre içerisinde konuşuyor olacağız.
2. Hep Bodrum’da mı yaşadınız, yoksa farklı şehirler ve kasabalarda da bulundunuz mu?
Hayır. Doğrusunu isterseniz biz şu anda da sürekli olarak Bodrum’ da değiliz. Yılın 6 ayı Bodrum, 6 ayı İstanbul diyebiliriz. Bütün hayatımızı Bodrum’da sürdürebilme imkanımız yok. İstanbul’la olan başka iş bağlantılarımız, ailevi nedenler ve beklide en önemlisi kızımızın eğitim ihtiyaçları bizi bu şekilde yaşamaya mecbur bırakıyor.
3. Cem Bey, bildiğim kadarı ile endüstri mühendisisiniz. Şehrin insanı artık fazlaca yorduğunu söyleyebilir miyiz? İnsanlar şehirlerden neden kaçıyorlar?
Evet endüstri mühendisiyim. Bu işle meşgul olduğum döneme kadar özel sektör içerisinde 13 yıl kadar çalıştım. Şehir hayatı tabiî ki son derece yorucu ve stres yüklü. Ama benim bu işe kalkışmamdaki gerçek neden çok başkaydı. Bu benim çocukluk hayalimdi diyebilirim. 20-25 yıl kadar önce bu işi yapmak istediğimi yüksek sesle ilk söylediğimde ailemden ( en çok da Babamdan ) pekte olumlu tepkiler almadım. Onlara göre benim yapmam gereken en uygun tahsil alanı tıp ya da mühendislik fakülteleriydi. Sonuçta baba lider bir toplumda yaşıyoruz. Bende onları kıramadım. Ama hayalim turizmdi. Genel olarak ise şehirden kaçışın nedeni herhalde doğallığa olan özlem.
4. Kışları İstanbul’da yaşadığınızı biliyorum; İstanbul’u terk ediş nasıl başladı?
Evet yukarıda açıkladığım nedenlerle kış ayları İstanbul’da geçiyor. Bu durum güzel aslında farklı mekanlarda geçiyor hayatımız. Çevremdeki pek çok insan bu duruma imreniyor. Ama bu süreç kolay olmadı tabiî ki. Bu periyotta yakınlarınızın desteği son derece önemli. Eşim Şebnem bu dönemde bana çok büyük destek verdi mesela. Doğrusunu isterseniz bu iş sadece benim değil ikimizin eseri. Kaçış nasıl başladı sorusuna gelirsek. Bu çok radikal bir karardı. Kararımızı etrafımızla paylaştığımızda bence birçok kişi bize pek inanmadı. Ama biz mutlu olmanın hayallerin peşinden koşmakla olacağını biliyorduk. Üstüne biraz da acıklı bir olay geldi. Küçük bebeğimizi aniden ve bir anda kaybettik. Bu noktadan sonra başkalarının bizim için istediği hayatı yaşamak yerine. Kendi tercihlerimizi yaşamaya karar verdik. Geldiğimiz noktadan çok memnunuz. Üstelik yeni bir bebeğimiz daha oldu. İnsan daha ne isteyebilir ki?
5. Bir pansiyon açıp işletme fikri nasıl gelişti?
Doğrusunu isterseniz biz daha büyük bir yer hayal etmiştik. Ama sonra eşimle oturup uzun uzun konuştuk. Fazla kurşunumuz yoktu. Hatta tek bir tane vardı. Bu nedenle doğru işi yapma mecburiyeti oluştu. Yani büyük bir risk alıp hayal kırıklığı yaşamaktansa yavaş ve sindirerek gelişim göstermek istedik. Yaptığımız iş bizi çok mutlu ediyor. Bu konuda kendimize 10 yıllık bir plan yaptık. Şu anda geldiğimiz noktayı değerlendirirsek hayallerimizin gerçekleşmemsi için hiçbir neden görmüyoruz. Yani biz bir pansiyon işletmekle aslında sektöre adım atmış olduk. Bundan sonrasını hep birlikte göreceğiz.
6. Neden Bodrum? Bodrum’da size özel ne vardır?
Bu iş planlanırken aklımızda iki yer vardı. Bunlardan biri Bodrum ve diğeri de Antalya; Kaş. Bu tercihler tabiî ki geçmiş tecrübelerden kaynaklanıyor. Biz ( Eşim ve Ben ) Güney Ege ve Batı Akdeniz’in dünyanın en güzel yeri olduğuna inanıyoruz. Tatil tercihlerimizi de hep bu yöreye kullandık. Ayrıca benim o dönemlerde kullandığım bir cümle vardı. Bir gün geleceğim ve dönmeyeceğim derdim sürekli. Tam olarak olmasa da bunu hayal ettiğimden çok daha önce başardığımı söyleyebilirim.
7. Bodrum’u sizin için önemli kılan nedir?
Tabiî ki öncelikle daha genç yaşlarda ki Bodrum anıları. Nasıl anlatsam, nerden başlasam, Bodrum-Bodrum durumları yani. Ama bunun dışında Bodrum’un sadece bizim için değil Tüm Türkiye için son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Müthiş bir doğa ve tarih. Yarımadanın etrafında her biri diğerinden farklı onlarca koy. Türkiye’nin alternatifi en bol tatil merkezi. Hadi biraz daha iddialı olup belki de Avrupa’nın diyelim. Birçok yabancı konuğumuz oluyor. Onlarda aynı fikirde birçoğu Bodrum’un için dünyadaki en güzel yerlerden biri diyor. Bu nedenle defalarca Türkiye’ye geldiklerini biliyoruz zaten.
8. Ben Erdek tutkunu bir aileden geliyorum. Beni Bodrum’a gelmeye nasıl ikna edersiniz?
Tabiî ki ülkemizin her yeri birbirinden güzel. Biz aslında Gemlik ’liyiz yani sizin tutkun olduğunuz coğrafyayı gayet iyi biliyoruz. Oralarda bir başka güzel mutlaka. Ama Bodrum başka, Biz bu işi yaparken kendimize ve Bodrum’a güvendik her zaman. Şairde bizimle aynı fikirde herhalde ki “Sanma ki geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekilerde böyleydiler ama akıllarınız hep Bodrum’da bırakıp gittiler.” Demiş. İnanın bu dizeler çok abartılmış değil. Tarihle coğrafyanın bu kadar güzel harmanlandığı başka bir yer yok bize göre. Üstüne birde cıvıl cıvıl renk cümbüşü içerisindeki karnaval görüntüsünü ekleyin. Mükemmel Ege yemeklerini de bunun üstüne koyun. Sonuç sadece ve sadece Bodrum. Daha ne diyebiliriz ki. Denemeniz şart. Ancak bu şekilde anlayabilirsiniz.
9. Basın tarafından daha önce tanıtılmış ve araştırmalarıma göre Bodrum’da tanınmış bir pansiyonsunuz. Hem İstanbul’da yaşayıp hem bu kasabanın ritmine nasıl ayak uyduruyorsunuz?
Hiç zor değil aslında. İstanbul’da da burada da çılgın tempolu bir hayat akıp gidiyor. Hele yüksek sezon denen Temmuz ve Ağustos aylarında zaman kavramımız kalmıyor. Sadece başını ve sonunu hatırlamak mümkün. Aradaki zaman ise rüya gibi bir şey. Kışın buradan İstanbul’a döndüğümüzde ve özellikle ilk günlerde kendimizi daha garip hissediyoruz desek doğru olur herhalde. Buradaki tempo insana pozitif enerji veriyor. İstanbul böyle değil. Ama tamamen kopmakta mümkün gözükmüyor. Ne onunla ne onsuz yani.
10. Kışları pansiyon kapalı mı kalıyor?
Kasım başından sonra kapalı aslında. Ama zaman zaman ekstra durumlar ortaya çıkabiliyor. Özel grup talepleri gibi mesela. Ama kışında sık sık Bodruma geliyoruz. Tabiî ki sadece kendi keyfimiz için. Bodrum kışında mükemmel bir yer.
11. Pansiyonunuz bulunduğu yer itibari ile Bodrum’un merkezinde yer alıyor. Konuklarınız sizi bu yüzden mi tercih ediyorlar?
Bu mutlaka çok etkili oluyor. Ama kurduğumuz dostluklar arttıkça kendimizi daha büyük bir aile gibi hissetmeye başladık. Önceleri Bodrum merkezi görmeye gelen konuklarımız daha sonra Cem ağabeylerini Şebnem Ablalarını ya da küçük kardeşlerini merak edip geliyorlar ki. İşte bu müthiş bir keyif.
12. Peki sizde insanları Ege’nin bu şirin kasabalarına bağlayan şeyler nelerdir?
Biz işimizin sermayesi olarak kendi karakterimizi ortaya koyduk. Mutlaka yukarıda anlattığım her şey insanları buraya çekiyor ama bize sürekli gelen insanlar da eski dostlar ne durumda diye merak ediyor bence. Yani Bodrum ebedi dostlukların sarsılmaz kalesi aslında. Buna doğal ve tarihi güzellikleri ekleyince tablo gayet net aslında.
13. Pansiyon işletmek göründüğü kadar kolay olmasa gerek. Siz bu işletmeyi ayakta tutarken yaşadığınız zorluklar ve mutluluklar neler oluyor?
Öncelikle korkunç bir fiziki mücadele gerektirdiğini belirtmek lazım. Bodrum’da geçirdiğim her yılın sonunda 15 Kg veriyorum. Uykusuz geceler onlarca farklı insan farklı karakter. Zaman zaman teknik sorunlar vs vs.. Ama Türkiye’nin ve Dünya’nın pek çok yerinden farklı dostlara sahip olma mutluluğu bütün bu yorgunlukları unutturuyor. Bu iş sayesinde 2007 yılı sonuna kadar 1500-2000 kadar farklı insan tanıdık ki bu sadece birkaç yıl içerisinde olmuş bir şey. Şu anda adını bile zor hatırladığım pek çok insan beni Bodrum’da ki abisi ya da kardeşi gibi algılıyor. Bu duyguyu anlatmak mümkün değil. Kış aylarında telefon ya da mailler geliyor. Kopmak mümkün değil yani. Başka bir işte bunu gerçekleştirmek çok zor.
14. Aslında ülkemizin büyük şehirlerinde artık çokta devam etmemekle birlikte komşuluk denen bir kavram vardı eskilden. İş küçük şehre gelince durum biraz daha farklılaşıyor. Dedem ve babaannemden, ayrıca Erdek’ten biliyorum, her yıl Erdek’e gittiğimizde oradaki dostlarla buluşulur, hep birlikte vakit geçirilirdi. Bodrum’da durum nasıl, komşuluk ilişkileri ne alemde? Türklerin bu gelenekleri sürüyor mu yoksa yabancı turistlerin etkisinde artık bu unutmaya başlanılan bir kavram mı?
Kesinlikle hayır. Tabiî ki turizm bazı şeyleri değiştirmiş ama oranın yerlileri bence gelenek ve göreneklerine hala bağlı. Komşuluk ilişkilerini de bunun içine sokmak isterim. Hatta bu konuda birde örnek vereyim. Kızımızın okul durumundan dolayı eşim Haziran ortası gibi Bodrum’a geliyor o gelene kadar bütün ev işlerini kendi yapan bir erkeğim yani. Ama bizim tesisimizin mülk sahipleri beni bu dönemde hiç tek başıma bırakmaz. Her gün düzenli yemeğim gelir bu dönem en az 1,5 ay kadar sürer. Bu yapılırken tabiî ki benden hiçbir beklenti olmaz. Bu sadece sıkı komşuluk ilişkilerinin bir sonucu ve sadece benim için geçerli değil. Yine de eskiden bazı şeyler daha güzeldi diye düşünüyorum.
15. Bodrum’a genel olarak hangi insanlar ne amaçlarla geliyorlar?
Farklı insan grupları var. Tabiî ki beklentilerde farklı. Genç kesim daha ziyade eğlence peşinde. Aralarında Bodrum’un gündüzünü görmeyenler bile var. Yaş grubu yukarı çıktıkça tarzlar farklılaşıyor. Tarih, deniz, kültür, sanat gibi farklı unsurlar devreye giriyor. Ama bence ortak payda doğal güzellikleri.
16. Ünlülerden hiç konuk ağırladınız mı?
Evet. Birkaç defa, Yeni Türkü grubunun solisti Derya Köroğlu, Yeni dönem oyuncularımızdan Ayçin İnci, Fransızların ünlü Cipy Jazz grubu Caravan aklıma ilk gelenler. Özellikle Caravan geldiğinde bize ve misafirlerimize özel bir konser vermişlerdi ki unutmak mümkün değil.
17. Röportaja karar verdiğimiz günden itibaren çok ama çok merak ettiğim konu, Nazan Öncel’in “Gül Pansiyon” isimli şarkısının sizin pansiyonla bir bağlantısının olup olmadığı…
Doğrusu bu sorunun cevabını bende bilmiyorum ama sürekli olarak bu soruya muhatap oluyorum. Bunu herhalde Nazan Hanım’a sormak lazım.
18. İyi, güzel, her şey yolunda gibi ama Bodrum’da deniz nasıldır? Genel olarak tipik 4 kişilik Türk ailesi sizin kasabanıza geldiğinde ailenin her bireyi denizden istediği gibi, istediği miktarda faydalanabilir mi?
Bodrum deniz olarak belki de Türkiye’deki en çekici yerlerden biri. Ayrıca ülkemizin en gözde dalış mekanları da yine Bodrum’da. Plajlara gelince. Bodrum içerisinde 2 adet mavi bayraklı plaj var. Bunlar güzel plajlar ama mükemmeli arayanlara başka tavsiyelerimiz oluyor. Mavi tur tekneleri ile yapılan günlük turlar mutlaka denenmeli. Bu turlar sayesinde karadan ulaşmanızın mümkün olmadığı inanılmaz yerlere gidiyorsunuz. Ayrıca Bodrum yarımadasında Yahşi, Bitez, Aspat, Kargı gibi denizi inanılmaz güzel yerler var. Bunların arasında en uzak olanı da merkeze en fazla 20-25 Dk. sürer. Bodrum’u gerçekten görmek isterseniz 15 gün ayırmanız lazım.
19. Ege’nin mutfağı ile yarışabilecek kadar zengin bir mutfak pek yoktur, bu kasabamızda ne yenir, ne içilir; 4 kişilik aile için bir haftalık Bodrum tatili ne kadara mal olur?
Tabiî ki Bodrum denilince akla ilk geleler deniz mahsulleri. Bunun için bir çok özel mekan var. Fiyat yelpazesi de çok geniş. Çok mütevazi şartlarla bunu yapmak mümkün. Lokantalarda hesabı kabartan asıl faktör alkol. Yani mutlaka rakı balık yapmalıyım diye bir iddaanız yoksa korkulacak bir şey yok aslında. Erdek ten çok farklı olduğunu sanmıyorum. Aynı durum konaklama içinde geçerli. Maliyet tamamen tarz meselesi yani.
20. Siz ne sıklıkla seyahat ediyorsunuz?
Çok fazla. Bunun bir bölümü işle ilgili, bir bölümü keyfe keder. Şu anda her ne kadar mühendislik yapmasam da bir iş fırsatı çıktığı takdirde değerlendirmeye çalışıyorum. Son 20-25 gündür özel bir projede görevliydim ve bu sayede tüm Türkiye’yi tekrar gezdim diyebilirim. Geçmiş çalışma hayatımda da yılda en az iki kere tatile çıkardım. Hafta sonu yapılanlarda bunun dışında tabi.
21. Ulaşımlarınızda hangi ulaşım araçlarını hangi güzergahlarda tercih ediyorsunuz?
Bodrum-İstanbul seyahatlerim kendi özel aracımla oluyor. Genellikle araba dolu gidip geliyor. Ankara’nın doğusuna genellikle uçakla gitmeyi tercih ediyorum. Eğer özel araçla olmayacaksa Ege-Akdeniz gezilerim ise genelde otobüsle oluyor.
22. Son zamanlarda otobüsler ile olan yolculukların artmasını neye bağlıyorsunuz?
Otobüslerin konfor ve güvenlik özelliklerinin artmış olması bunda çok etkili olmalı. Ancak piyasada çok acımasız bir rekabet var. Bence havayolları çok ciddi rakip olmaya başladı. Size gerçek bir fiyat vermek istiyorum. Eylül ayında Bodrum-İstanbul uçakla dönmek istiyorsanız bileti şimdi almanız şartıyla kişi başı 30 YTL . Ama uçaklar çok konforsuz. Sıkışık koltuklar ikram edilen malzemelerden para talep edilmesi gibi nedenlerle bence çok sevimsizler. Otobüs yolculukları çok daha zevkli.
röportaj:Kaan Uğrasız (www.yasiyorum.net)
Yorum Yaz |